Memûre işte!
1996 yılının yaz aylarında, o dönemlerdeki iklinci dereceli yaşam ortağım olan Christa, bir ev partisi düzenlemişti.

Akşamın ilerleyen saatlerinde, konuklardan biri olan bir kadın, bana doğru eğildi. "Sizde, aşk, nasıl tanımlanır?" diye sordu.

İlginçtir ki, tam da o sırada, tuvalete gitmek amacıyla, ayağa kalkmıştım. Sevgilime, "Bu soruyu, sen yanıtla," dedim; ve uzaklaştım.

Tuvaletten döndüğümde, o kadın, yine bana yöneldi. "Beni, yanlış anladın; Türkler, aşk üzerine, neler düşünüyorlar?"

Sevgilime baktım. "Bu akşam için, bir memûreyi de dâvet ettiğini, bana, neden söylemedin?" diye sordum.

Ama o kadın iteledi! "Memûre olmamın, bu konuyla, ne ilişiği var?" diye sordu.

Hiç de, istifimi bozmadım. "Sen, bir memûresin, değil mi?"

"Evet, ama konunun, memûre olmamla, ne ilişiği var?" diye sordu aptalca!

"Peki; ben, senin, bir memûre olduğunu, nasıl anladım?"

Diğer dâvetlier, kahkahâyı patlattılar!

Ve memûre hanım, afalayıp-kaldı; neler döndüğünün, hâlâ farkında değildi!


Târih: 11.01.2018 | Tıklama: 2 | Bölüm: Yaşamımdan Kesitler


Öngörülen yazılarım
Dönemeç 1990
Türkiye'ye son olarak 1990 yılında gittim. Ve bir daha ayak basmamaya karar verdim. Sebeplerinin en önemli ögelerinden birini bilmek istemez misiniz?
 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.org olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çoğulluğu, nâdir dostluklarımın, kalitesini yükseltir.