"Ölümden, korkmuyor musun?"
Bu tuhaf soruyu bana ilk ileten biliminsanı, benim akciğer hekimim idi. Bu sorunun arkasında ticarî bir çıkar görmüş gibiydim. Kendisine, dogmalarla fazla muhattap olmamasını önerdim.

İkincisi de benim aile hekimim oldu. Onu çok iyi tanıyordum. Onun için, bu soruyu ciddî bir amaçla bana iletmiş olamayacağını anladım. Kendisine de evrimsel sonuçların getirdiği gerçekleri anlattım. Gülümsedi.

Bilâkis Orta Doğu milletleri ölümle aşırı derece ilgilenirler. Sürekli ölümden bahsederler. Hemen hemen hepsi ölümden çok korkar. Karşılarındakilere de sürekli ölümü anımsatırlar.

Ve böylece ölüm üzerine bir ticarî alan oluşturulur.

Peki imnsanlar gerçekten ölümden korkarlar mı? Kendi küçücük çerçevesinden uzaklaşamayanlar, herkesin ölümden korktuğunu ileri sürerler.

Ama insanların genel olarak ölümden korktuğu kesinlikle doğru değildir.

Her bireyin bilinçaltında aynı şiddette hayatta kalma içgüdüsü ve sonlanma özlemiyatar. Bu kavramlar tamamen birbirine zıt görünse de, tüm canlılar için aynı şekilde geçerlidir.

Hayatta kalma içgüdüsü insanı sürekli takip eder. Her birey sürekli olarak hayatta kalabilmek için çaba sarfeder. Doğal ortamlarda her canlı her an yaşam savaşı verir. Yani dogmatik bir kavram kullanmak gerekirse, bireyler "canlı" kalmak isterler.

Ama aynı anda, her birey, hayatında bir çok kez yaşamının sonlanması özlemini sezer. Bu özlem genelde geçicidir. Ama izleri kalıcıdır. Çünkü ölüme duyulan özlem genetik yapımızda mevcuttur.

Hiç bir canlı kesinlikle "sonsuza dek" yaşamak istemez. Ebedî (sonsuz) yaşam yalnyzca fantezilerde üretilen bir olgudur. Yani bir tür bilim-kurgu gibidir.

Bazıları şaşıracaklar; ama "ölüm korkusu" gerçekten tamamen kültürel bir algıdır.

Uzak Doğu ülkelerinde insanlara bir sorun: "Ölümden korkuyor musun?"

Alacağınız yanıt sizi şaşırtabilir. Çünkü sözlü bir yanıtla fazla karşılaşamazsınız. Genel olarak, soruyu ilettiğiniz kişi, bön-bön size bakacaktır.

Evet, bu gerçek sizi şaşırtabilir.

Ne demiştik: Ölüm korkusu tamamen kültürel bir algıdır.

Ölüm korkusu anlayışı, yalnyzca ve yalnyzca korkulardan beslenen ve böylece büyüyen geleneklere bağlıdır.

Yani dinlere.

Orta Doğu'da başlatılan ve yayılan dinler, korkudan beslenirler. Korku, o dinler için en temel besin kaynağıdır. Çünkü o dinlerde cennet ve cehennem kavramı vardır. O dinlerin, şiddet âşığı tanrıları vardır. Bu tanrılar, kullarını sürekli şiddetle tehdit eder. Onları cehennemde nasıl cezalandıracağına dair akıl almaz işkencelere maruz bırakacağını bangır bangır haykırır.

Böylece insanlar sürekli bir tereddüt içindedirler. Ölümden sonra cehenneme gitme korkusu onları yer, bitirir. Böylece ölüm korkusu gibi kavram oluştutulur.

En fazla ölüm korkusu olan insanlar Müslümanlar'dır. Çünkü onların tanrısı, gönderdiği kitapta sevgiden ve saygıdan hiç bahsetmez. Yalnyzca korku... sırf şiddet... hep hakâret!

Böylece Müslümanlar yaşamlarını sürekli korkuyla geçirir.

Ondan sonra sıraya Yahudiler gelir. Yahudiler'in tanrısı o kadar fazla tehdit etmez. Ama o da sevgi ve saygı kavramlarını bilmez. O da, insanları, şiddet ve hakâretle korkutur. Ayrıca Yahudiler'in tanrısı çok ırkçı ve ayrımcıdır.

Bunun için Yahudiler de ölümden sürekli korkar.

Hristiyanlar'ın tanrısı, diğer iki dinin tanrıları gibi iki yüzlüdür. Hem cehennemi kilitlediğini söz veriyor; hem de kendisinden korkulması gerektiğini sürekli vurguluyor. Ama Hristiyan tanrısı, Bibliya'da arasıra sevgiden ve saygıdan bahseder.

Bunun için, ölüm korkusu sıralamasında Hristiyanlar üçüncü sıradalar.

Dünyadaki diğer dinler biraz daha farklı. Ortadoğu'da oluşan, ama fazla yayılmayan diğer dinler ölümle ve şiddetle fazla ilgilenmiyorlar. Onun için fazla yayılamıyorlar.

Asya, Afrika ve Amerika kıtasındaki dinler daha çok birlik ve berâberliğe vurgu yapıyorlar.

Bilakis Asya kökenli büyük dinlerin (Budizm, Hinduizm... vs) temellerinde karşılıklı sevgi ve saygı yatar. Onlar için dünyevî hayat gerçek hayatın başlangıcıdır. Dünyadaki yaşam yalnyzca kısa bir moladır. Önyaşamdır.

Buradaki ölümden sonra gerçek güzel hayat gelecektir.

Böylece Asya kültürlerinde "ölüm korkusu" diye bir kavram yoktur; ve de olamaz.

Erol Sürül ölümden korkuyor mu? Sanırım mesajım belli.

Hemen hemen tüm insanlar ölümün şeklinden korkar; ölümün kendisinden değil.


Târih: 19.11.2010 | Tıklama: {views} | Bölüm: Dîn ve Vicdân



En önemli unsur: Her insan, istediği taşa ya da puta tapmakta, özgürdür. Yeter ki, insanlar, taptıkları taşları ve putları, başkalarının kafalarına fırlatmasınlar.
Bu bölümde, tüm yazılarım
- Hâcer-ül Esved gerçeği   (20.12.2016)
- Mûsevî mi?   (30.11.2016)
- İlk smokinimin öyküsü   (30.11.2016)
- Yüce Cuvcuv'a, inanıyor musunuz?   (18.11.2016)
- Erdemsiz bezirgânlar!   (22.10.2016)
- MüslümaL atayizler!   (16.10.2016)
- Süslü-püslü giyinmiş kaltaklar!   (01.05.2016)
- Putperestler ve müminler?   (23.03.2016)
- Müslüman'dan, dost olmaz!   (28.02.2016)
- AKP ve SP'ye oy verenlerin, cezâî ehliyetleri yoktur!   (17.09.2015)
- Türkiye'nin ilk ateizm derneği kuruldu.   (17.04.2014)
- Erdoğan, Allah'ın ta kendisi imiş!   (17.01.2014)
- Türk ateistlerin yanılgısı!   (22.09.2013)
- Aşağılık hayvanın biri!   (01.02.2013)
- Oktay Vural'dan, Câhiliyye dönemine hakâretler!   (28.12.2011)
- Buyrun; beni, Müslüman yapın!   (16.10.2011)
- Bu soruya vereceğiniz yanıtla, beni, Müslüman yapabilirsiniz!   (24.09.2011)
- Çok üzücü; ama gerçek!   (20.02.2011)
- "Ölümden, korkmuyor musun?"   (19.11.2010)
- Avrupa'da, demokrasi var!   (02.04.2010)
- İslamca-Halkça Türkçe Sözlük   (10.03.2010)
- Diyanet İşleri'nin, hakâret hakkı var mı?   (24.12.2009)
- Masonlar, dünyâya hükmetmek istiyormuş!   (22.12.2009)
- Sübyancılıkta, sınır yoktur!   (13.01.2008)
- Türbanın ardından, neler gelecek?   (01.01.2008)
- Şükürcülük ve kadercilik   (14.06.2005)


Content Management Powered by CuteNews


Öngörülen yazılarım
Çarpık istatistikler
Türkiye'de din ve vicdân orantıları nelerdir? Diyanet'te çalışanların, yüzde kaçı Müslüman'dır? Dinsiz olup da, câmilerde toplu ibâdete katılanların, oranı nedir? Kaç ateist, ilâhiyat eğitimi görüyor?
Sünnetin ardındaki sır
Kız veya erkek çocukların, cinsel organları kesilir. Buna halk dilinde, "sünnet" denir. Peki Kuran'da, sünnetin, yeri var mıdır? Sünnet, İslamî bir gereksinim midir?
Türkiye'de, cizye uygulaması var mı?
Türkiye'de, en az vergi ödeyen ve en fazla kamu hizmetleri alan kesim, Sünnî Müslümanlar'dır. En fazla vergi ödeyen ve hiç kamu hizmeti almayan kesimler, tüm diğer gereksinimleri için, ayriyetten harcama yapıyor.
En iyi sömürü aracı: Dinler!
Bir toplumun, ortalama eğitimi çok düşük ise; o toplumu, kitlesel sömürmek için, en kolay yöntem, dînlerdir.
Selâmun aleyküm!
Arapça terimleri kullanmak, sevaptır!
Alkol, neden yasaktır?
Sağlıklı yaşayabilmek için, bir-çok alanda- alkole gereksinim vardır. Elbet de, kullanıldığı alanlara göre, hem etilalkol, hem de metilalkol vazgeçilmezdir. Günümüz tıbbı, alkolsüz düşünülemez. Ayrıca bedenimiz, yeterince alkol üretemiyor. Peki alkolü, yasaklamaktaki mantık nerede?
Domuz eti neden yasaktır?
Tarihte, fimi toplumların ilâhları idiler. Kimi toplumlarda, yalnızca kutsal varlıklar idiler. Onların dokunulmazlıkları vardı. Ama önce İsrailoğulları, sonra da Araplar, onları, önce yasakladılar; sonra lânetlediler. Yasaklama ve lânetleme nedeniini, zamânla unuttular.
Dinlerin ömrü
Dinler, toplumların kültürel olgularıdır. Bu kültürler, gelenek hâline geldi. Kimileri, tüm dünyâya yayıldı. Oysa bilimin ilerlemesi ile, bu geleneklerin, fazla ömrü kalmadı.
İslam'da, insanlara lâkap koymak, günâh mıdır?
Türk Müslümanlar'ın iddiası: "İnsanlara, saygılı olmalısınız. Lâkaplar, en büyük günâhlardır." Oysa, İslam târihini ve Kuran'ı gözden geçirmek, yeterli olacaktır!
Sakal-ı şerif nedir?
Türkiye'de, bir-çok camide, sakal-ı şerif bulunur. İslâm peygamberi, başını, sürekli sıfır tıraş ediyordu. Sakalını da, her hafta kesiyordu. Öyleyse, bu kutsal kıllar, nereden geliyor?
Hepsi, bu kadar mıydı?
Dindarlık süsüyle yaşayan, isanların ağzından çıkan, bir soru var: "Eğer cennet ve cehennem yoksa; cezâ ve ödül yoksa; hepsi, bu kadar mıydı? Yaratılışın, amacı yok mu?"
 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.net olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çokluğu, ender dostluklarımın, kalitesini yükseltir.