Köyümü özlüyorum!
Hâyır; bugünün beton yığınını değil, çocukluğumdaki köyümü özlüyorum.

Bayırlara ve yamaçlara dizilmiş, geleneksel evlerimizi özlüyorum. Yaz aylarındaki, mısır ve patates tarlalarını özlüyorum. Tarlalarda biten, yaban otlarından yükselen, rengârenk çiçekleri özlüyorum. Mısır püsküllerinden yayılan ve patates bitkilerinden yükselen burcuyu özlüyorum. Çamurlu yolları ve kış aylarında, iki metre yüksekliğe varan, kar örtüsünü özlüyorum. Yaz aylarında, tufan gibi kopan, önüne geçen her nesneyi sürükleyen, yağmur sellerini özlüyorum. Kurtların ve çakalların, ulumasını özlüyorum. Nazara'nın, ahırda böğürmesini özlüyorum. Sevgi kokan, uçsuz-bucaksız gürgen ve karaağaç ormanlarını özlüyorum. Çayır biçmeyi, çimlerde debelenmeyi özlüyorum. Ceviz, ayva ve armut ağaçlarını, çomaklamayı özlüyorum; ağustos eriğinin, ağzıma yaydığı o benzersiz lezzeti ve duyguyu özlüyorum; yaban elmalarının, suda bekletildikten sonra oluşan, gizemli tadını özlüyorum. Köyümün, yamaçlarını ve uçurumlarını özlüyorum. Uğultayan ve şakırdayan dereleri ve ırmakları özlüyorum. Dağlardaki Fransız üzümlerini, kuytularda kızaran, yaban çileklerini özlüyorum. Göklerde uçuşan kargaları, bıldırcınları, kırlangıçları, kartalları, güvercinleri ve diğer sayısız kuşları özlüyorum. Kulağımın hemen yanından, hızla geçen, cırcır böceğini özlüyorum. Geceleri aydınlatan ateş böceklerini özlüyorum. Yaylayı özlüyorum; buz gibi yayla suyunu ve mor manişaklardan yayılan, mayhoş eden burcuyu özlüyorum. Çam ormanlarında gezinirken, çam sakızı koparmayı ve zevkle çiğnemeyi özlüyorum. Çamlar arasında, mantar toplamayı özlüyorum. Pisicik ağacını, ıhlamur ağacını ve alkirazın, ak-kızıl tadını özlüyorum. Ayvaların tüylerini, okşayarak dökmeyi özlüyorum. Ihlamur çayını ve ayva kabuğu çayını özlüyorum. Kayalıklara tırmanmayı, ağaçları eğerek, salıncak yapmayı özlüyorum. Yanlışlıkla yaralayıp, sonra da iyileşmesi için, çaba harcadığımız güvercini özlüyorum. Köy ırmağının kıyılarında biten, gelincikleri özlüyorum. Mısır ekmeğini özlüyorum. Saçta yapılmış çöreği ve tsiriktaları özlüyorum. Anamın haşladığı, karalâhana çorbasını özlüyorum; yâr anamın, tarhanasını özlüyorum. Oniki yaşımdayken, bir yaz gecesinde, ilk kez içtiğim 'çürük armut' kokulu birayı özlüyorum. Komşularla kavgalarımızı, muhâbbetlerimizi özlüyorum. Yaşlı Osman Amca'nın, bizi, sobanın çevresinde toplayarak, gençlik anılarını anlatmasını özlüyorum. Sabâhları, kente inecek olan, son yolcu da haberdâr olsun diye, kornası çalınan minibüsü özlüyorum. Tek bir arabanın yaydığı, mazot atığı kosununun, tüm köye yayılmasını özlüyorum. Kedimiz Hüseyin Ağa'yı özlüyorum. Çocukluk arkadaşlarım Birali, Turgay, Osman, Hüseyin, Asiye, Hilmiye, ve Firuze'yi özlüyorum. Uygarlıkla barışık olan, köylümü özlüyorum. Çocukluğumu özlüyorum!


Tarih: 27.01.2015 | Tıklama: 86 | Bölüm: Kafamdaki Sesler

 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.org olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çoğulluğu, nâdir dostluklarımın, kalitesini yükseltir.