Nâzım Hikmet: Felâketin adı!

Bilirsiniz; bizim, yere-göğe sığdıramadığımız bir şâîrimiz (!) var: Nâzım Hikmet! Artık, ne hikmetse?

Dedim kendi-kendime: "Yâhû! Bilişim çağında yaşıyorsun; ve şu koskoca (!) Nâzım Hikmet'in, tek bir şiîrini bile okumamışsın! Yûh sana!"

Girdim bir arama motoruna; başladım tuşlamaya ve tıklamaya... Başlamasaymışım!

Kullandığı dil türü; yaman!

Yazım kuralı uygulaması; korkunç!

Aktarmaya çalıştığı konular; felâket!

Uyak? O da ne!

Diller, 'bilim' diye konumlanılırlar; şiîrler ise; aynı ânda sanattırlar.

Şiîr yazan kişiler, uçsuz-bucaksız evrenlere dalarlar ve orada, imgelerini biçimlendirirler; nasıl ki heykeltıraşlar; bir kaya parçasından, bir aşk öyküsü yaratabiliyorlarsa; şâîrler de, harfleri ve heceleri sıralayarak, yeni evrenler yaratırlar.

Ve ben, Nâzım Hikmet'te, zekâ kırıntıları aramaya koşullandım... Keşke yapmasaydım!

Üstün zekâ doğrultusunda, en ufak bir bulguya rastlayamadım!

Ve kesinlikle anladım ki; onun, bu kadar ünlü olmasında, iki katman var; birisi, siyâsî nedenler iken; ikincisi, insanlarımızın ustalaştığı 'köy söylentileri'dir.

Biz, buna, önyargı diyoruz; önyargılar, olumlu sonuçlar da doğurabilirler! Tıpkı, Kuran'ı okumayıp da; o okumadığı kitabı, yere-göğe sığıdıramamak gibi!

Bizim insanlarımız, köy söylentilerini ve komplo kuramlarını, pek severler.

Örneğin; benim çocukluk dönemimde, çevremdekiler anlatırdı: "En iyi Türkçe'yi, Zeki Müren konuşuyor." Ve ben, hemen oracıkta, Zeki Müren hayrânı olmuştum!

Sanırım, onüç yaşımdayken; ilk kez, Zeki Müren'in konuşma sesini duymuştum. Kendi-kendime dedim ki: "Ya ben, çok aptalım; ya da çevremdeki insanlar, çok aptallar!"

Bizim hiç bir olumlu özelliğimiz, yeryüzünde, 'tipik Türk işi' diye bilinmez; yok böyle bir şey!

Biz; komplo kuramlarını, köy söylentilerini ve aptallıkları yücelttikçe; Nâzım Hikmet ve benzeri yetersizlerle, kendimizi rezil etmeyi sürdüreceğiz!

Ve yine konumuz, eleştiri yasağına geldi! Nâzım Hikmet adındaki yetersizin yazdığı, tek bir sözcüğü okumayanlar; bana, ağıza alınmayacak sövgüler yollayacaklar!

Girin bir arama motoruna; ve onun dizdiği sayısız rezâletlerden, bir-kaç sözcük okuyun... Değerli sürenizi de, boşa harcayacağınız için; sizden, şimdiden özür diliyorum.


Târih: 17.05.2018 | Tıklama: 71 | Bölüm: Edebiyât



Bu bölümdeki tüm yazılarım
- Nâzım Hikmet: Felâketin adı! (17.05.2018)
- Türk edebiyâtı, nasıl tutsaklaştı? (03.04.2018)
- 'Kishon' diyorlar ona! (15.08.2017)

 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.net olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çokluğu, ender dostluklarımın, kalitesini yükseltir.