Erkekler, neden makyaj yapmıyor?
01.05.2016 târihinde yayınladığım, 'O yâr, yüreğimi yaralar!' başlıklı şiirimi, şöyle sunmuştum:

Resmi büyütmek için, üzerine tıklayın.
'Ben, yirmiüç yaşımdaydım; o ise, yirmibirindeydi. Onu, ilk gördüğüm ânda, mavi gözlerine ve sarışın saçlarına vurulmuştum; benzersiz dudaklarına ve kemberli burnuna kapılmıştım.

Sağdaki güzel kızı, görüyor musunuz? Onu kastetmiştim.

Onunla, 02 mayıs 1988 târihinde tanışmıştım. Ona, yirmiüç yaşımda olduğumu söylemiştim; öyle olduğunu da sanıyordum; oysa, birbuçuk ay sonra, yirmiüç olacaktım.

Tanıştığımız ilk günlerde, ona, ara-sıra makyaj yaptığımı söyledim. O ise, çocuklar gibi, ellerini çırparak, "Çok güzeeel!" demişti.

Bir-kaç gün sonra, bana gelmişti. Yanında, büyük çantasını getirmişti. O çantada, hem kendi makyaj malzemeleri, hem de benim için, kimi küçük armağanlar vardı.

Yaklaşık yirmi dakika boyunca, benim makyajımı yapmıştı. Ara-ara da, tatlı-tatlı gülümseyip, o mûsîkî sesiyle, kimi yorumlar ekliyordu.

Ve sonunda, "Şimdi aynaya bakabilirsin," dedi.

Aynaya baktığımda, içtenlikle gülümsedim. "Sen, sözcüğün tam anlamıyla, bir ustasın, hayâtım!" dedim.

Doğal görünümümden, pek bir şey kaybolmamıştı; ama kimi yüz çizgilerimi vurgulayıp, alt göz kapağımın iç kıyısıını, beyaz bir kalemle çizmişti.

"Neden her gün makyaj yapmıyorsun?" diye sordu.

"Sıkıcı oluyor; çok tinimi alıyor," dedim. "Ama hârika iş başardın!"

Ve bana, ilk kez, bu denli sıkı sarılmış ve benimle, o denli aşkla öpüşmüştü.

***

Uzun süre, makyajdan uzaklaştığım dönemler oldu; yine uzun süre, sıklıkla makyaj yaptığım oldu.

Kimi kadınlar, sırf bunu farkettikleri için, beni, erkeksi ve çekici buldular; onların nabzında, bir erkeğin, makyaj yapması, cüret gerektirirdi.

Oysa ben, bunu, tümüyle doğal buluyorum.

İlk kez, onbeş yaşımdayklen, makyaj yapmıştım; pek acemice oluyordu; ama adım-adım, kalitemi yükselttim. Yine de, bu serüvenim, çok kısa sürmüştü. Yıllar sonra, o güzel kızla tanışmadan, kısa süre önce, yeniden makyaja başlamıştım.

1991 yılında, bir otelde, garson olarak çalışırken, bir mesâi arkadaşım, benimle flört etmek amacıyla, bir sohbet başlatmıştı; amacı, benimle birlikte, etkinlikler yapmaktı. "Diskoya gitmeden önce, hazırlanman, ne kadar sürüyor?" diye sordu.

"Ohooo-o!" dedim. "Önce, uzunca bi duş almam gerekiyor. Ardından, özenle makyaj yapmam gerekiyor. Dahâ sonrasında, hangi giysilerimi kuşanamcağım diye, uzun-uzun düşünürüm; ve sonunda giyinirim."

"Sen de, insanın hevesini, gursağında bırakıyorsun!" dedi "Kadınlardan da kötüsün!"

Görsel olarak, çok güzel bir kadındı; ama 'kadınsı' değildi.

***

2005 yılında, bir haftalığına, Braunschweig'a gitmiştim. Benden, fazla etkilenmesin diye, gıcıklığına, sakal bırakmıştım!

Ama o, ne kadındı öyle! Her şeyiyle, Afrodit'ten de kadınsıydı!

Vaktimiz olsaydı, tüm haftayı, sevişmekle geçirebilirdik; erkekliğimi, sonuna kadar tetikliyordu! Kıvrımlarıyla, güzel yüzüyle, genital güzellikleriyle ve tavırlarıyla, vazgeçilmez bir hûri idi!

Ne yazık ki, her akşam, en fazla yalnızca iki saat sevişebiliyorduk.

Üçüncü günde, öğle yemeğindeydik. "Erol?" dedi. "Senden, bir şey isteyeceğim."

"Söyle, güzelim," dedim.

Biraz çekingen davranıyordu. "Sevişmeye başlamadan önce, makyajını siler misin?"

Seslice güldüm. "İstediğin, bu olsun, güzel şey," dedim.

Beni, istasyona bıraktığında, hüngür-hüngür ağlıyordu. "Seni, ölesiye özleyeceğim!" Otomattan, bir çikolata aldı ve bana uzattı. "Bu, senin için; seni, bunun kadar özleyeceğim!"

***

09. hazîran 2012'de, Züleyhâ'nın düğününde, kimi kuzenlerim de vardı.

Hoş-beş, derken, kuzenlerimden birine, biraz uzunca baktım; gözlerinin çevreleri kapkaraydı.

Diğerlerine döndüm. "Bu, hâlâ kullanıyor mu?" diye sordum.

"Biliyor muydun?" diye sordu birisi şaşkınlıkla.

"Onu bilmeyecek, ne var!" dedim. "Şu gözlere, bir bakar mısınız!" Bir soluk sonrasında, "Söyleyin ona; makyaj yapsın," diye ekledim.

Yine aynı kişi, "Makyaj mı?" diye sordu; yüzünde, çok ilkel bir sırıtma vardı; iğrenç!

O ilkel yaratık, karşısdındaki kişinin makyajlı olduğunu, elbet bilemezdi.

***

Görüyoruz ki, insanlarımız, hâla Cilâlı Taş Devri'nde yaşıyorlar; hattâ dahâ öncesinde! Dahâ, çok şey öğrenmeliler!

Estetik görünmek, kusur değildir.

Nasıl ki, saçlarımı boyamam, kimsenin gözüne batmıyorsa, makyaj yapmak da, ona benzer bir şeydir. Nasıl ki, saçlarımı uzatmam, pek kimseye garip gelmiyorsa, makyaj yapmak da, öyle algılanmalı.


Târih: 20.01.2017 | Tıklama: 959 | Bölüm: Giyim-Kuşam ve Dış Görsellik



Bu bölümde, tüm yazılarım
- Sokaklarda, orangutan akımı! (15.11.2016)
- Doğru ruj seçimi üzerine (14.11.2016)




Öngörülen yazılarım
---
---
 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.org olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çoğulluğu, nâdir dostluklarımın, kalitesini yükseltir.