"İstihdam edemez onayı" geldi.

Bugün her nedense "istihdam edemez onayı" bana ulaştı. Buna göre "iş arama" ve "çalışma" gibi gerekliliklerden men edildim.

Eski anlayışa göre, emeklilik gerektiren bir durum. Yasalar değiştiği için, emeklilik söz konusu değil. Yasalara göre, en erken 65 yaşımı doldurunca emeklilik başvurusunda bulunabileceğim.

2004 ilâ 2006 yıllarında bir-kaç "kamu görevlisi hekim", emekliliğe başvurmamı önermişti. Ama emekliliğin bende bilinçsel (psikolojik) ve toplumsal (sosyolojik) bir düşüş oluşturacağını savunarak, bu teklifi geri çevirmiştim. Zirâ daha kırkına yeni basmış bir "delikanlının" emekli olması düşünülemezdi.

Elime yeni ulaşan "istihdam edemez onayı" ne kadar "emeklilik" anlamına geliyorsa da, her nedense içimde bir tedirginliğe neden olmuyor.

Çünkü, yeni tanıştığım birisi bana ne iş yaptığımı sorarsa, yalnızca "işsiz" olduğumu söyleme durumundayım. Bu, yalan olmaz.

Böylece ufak bir kelime oyunu ile kendimi 20 yıl daha kandırabileceğim ve aldatabileceğim.

Türkiye'de benim konumumda olan birisi kesinlikle sevinirdi. Ama Türkiye ve Almanya arasında dağlar kadar fark var. Almanya'da insanlar "dün, bugün ve yarın için yaşar". Oysa Türkiye'de insanlar "günü kurtarmak" ile yetinir.

İşte bu yüzden ben yıllarca emekli olmamak için emek sarfettim.


Târih: 11.08.2011 | Tıklama: 38 | Bölüm: Günlüğüm


 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.net olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çokluğu, ender dostluklarımın, kalitesini yükseltir.