Hastalık mı, rüşvet beklentisi mi?
Yurtdışında çalışan memurlar, çifte maâş alıyor; hem Türkiye'deki maâşları, otomatikmen banka hesap numaralarına yatırılıyor, hem de, çalıştıkları ülkelerde, o ülkelerin ekonomik koşullarına göre, ek maâş alıyorlar. Artık burada, nasıl bir mantık işliyorsa?

Burada da kalınmıyor!

Ben, doğuştan emekli bir insanım. Elimde de, sayısız hekim raporu var.

En son 2008 yılında, askerlik işlemlerim için, konsolosluğa başvurmuştum. İşlemlerimi, bir türlü yapmadılar!

Sürekli, Türkiye'ye gidip, orada muâyene olmam gerektiğinmi söylediler! Ben ise, çeşitli yasa maddelerini, önlerine sürdüm. Onlar, hep aynı nakarâdı uyguladılar.

Hattâ, çok dahâ ileri gittiler! "Yasalar, beni ilgilendirmez!" dediler!

Ben de, alay olsun diye, nereye gitmem gerektiğini sordum. Hep, Ankara'ya gitmem gerektiği söylendi.

Zihniyete bak! Oysa yurtdışında yaşayanlar bile, Türkiye'de bağlı olduğukları, askeri şûbeye giderler.

Ama işlemlerimi, yapmamaya kararlı olan hasta beyinli memurlar, hep aynı nakarâdı yinelediler!

Son gittiğimde, yine aynı yanıtı aldım. "Ankara'ya gideceksin."

"Peki; tam olarak nereye?"

"Millî Savunma Bakanlığı'na."

"Peki nerde?"

"Ankara'da."

Kapıdan çıkarken, geriye baktım. "Vay anasını! Oysa ben, Millî Savunma Bakalığı'nın, Moskova'da olduğunu sanıyordum. Öylesine yanılmışım!"

Yine 2006 yılında, evlenme kararı almıştım. Kolonya Başkolosluğu'na gittiğimde, başka bir hastalıklı beyinle karşılaştım.

Adımı-soyadımı bile, duymak istemediler; kimlik kartımı bile, görmek istemediler; üzerime, en ufak bilgileri yoktu!

"Boşanma belgelerini getir; işlemlerini yapalım."

"Ama ben bekârım. Hiç evli değilim; buna göre, boşanmış olmam da olanaksız. Hangi belgeleri getirmem gerekiyor?"

"Mahkemenin çıkardığı boşanma kararını getir; işlemlerini yaparız."

"Ama ben, hiç evli değildim ki, boşanmış olayım!"

"Dediğim gibi; mahkemeden aldığın boşanma kararını getirirsen, dahâ neler getireceğini, sana söyleriz."

"Ama ben bekârım; hiç evlenmedim."

"Sen, yine de boşanma kararını getir."

Sevgili dostlarım! Beyninizi, çeşitli sorular kurcalayabilir. Örneğin memurlarımızın, cezâî ehliyetlerinin, olmadığınızı düşüneceksinizdir. Belki de, kimi memurlar öyledir; bilemeyeceğiz.

Ama zâten çift maâşı olan bir memur, hele Avrupa'da, lüks bir yaşam sürüyorsa, hangi ussuzluğa hizmet ederek, rüşvet bekler!

Burada, kesinlikle bir akıl sorunu var! Ama 'akıl sağlığı' sorunu değil; 'akılsızlık' sorunu var!

Lüks yaşam, bizim memurlarımızın, bir yerlerine batıyor! Yoksulluğun, ne anlama geldiğini, çok erken unutuyorlar!

Evet, burada, bir akıl sorunu var; akılsızlık sorunu var!

Bir de utanmadan, bana, 'sen' diye hitâb etmeleri, yok mu! Bir de, benim çalışanım oldukları gerçeğini bilmeksizin, bana, tepeden aşağı bakmaları yok mu!

Terbiyesiz yaratık! Ben, senin maâşını ödüyorum; bana, tepeden aşağı bakma görgüsüzlüğünü, kim öğretti sana?!


Târih: 04.04.2017 | Tıklama: 417 | Bölüm: Bizdeki Kamu



Bu bölümdeki tüm eklentilerim
- Hastalık mı, rüşvet beklentisi mi? (04.04.2017)
- TSK'de, escinsel yasağı uygulaması! (03.11.2016)




Öngörülen yazılarım
---
---
 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.org olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çoğulluğu, nâdir dostluklarımın, kalitesini yükseltir.