Doktor mu, hekim mi?
Hafızam beni yanıltmıyorsa, 1995 yılında hastanede kalmıştım. Ciddî sayılabilecek bir ameliyat için yatmıştım.

İkinci günün sabahı, istasyon şefi Pr. Dr. ünvanlı beyfendi yine viziteye geldi. Tüm istasyonda kaç tane hekim ve hastabakıcı varsa, onlar da sayın profesörün arkasında hazırol vaziyetine geçti. Profesör nefes alsa tüm gözler onun üzerinde!

Her zamanki nazik ve içeriksiz sorular! Karşısındaki hasta hakkında en ufak bilgisi olmayan zat-ı muhterem, herkese hal hatır soruyor!

Benimle olan değersiz sohbeti esnasında bir şeyler söyledi. Ama ne söylediğini hatırlamıyorum. yalnyzca ondan sonraki gelişmeleri çok iyi hatırlıyorum.

“Bay Profesör, bizim bir profesöre ya da doktora ihtiyacımız yok. Bizim bir hekime ihtiyacımız var. Gidin ve bize bir hekim göderin!”

Profesörün ardındaki orduda sırıtan suratlar! Bazılarının boğazında bir gıcıklık!

Bölüm şefi 35 yaşlarında güzel bir bayandı. O da benim söylediklerimden bayağı hoşnut kalmıştı. En tatlı gülümsemesiyle sözlerimi onayladı. Sanki "Oh! Iyi yaptınız!" der gibi bir hali vardi.

Yanımda yatan Alman da eliyle anlamlı bir işaret yaptı: “Benden de o kadar!”

Ama profesör alıngan değildi. O da samîmi bir tavırla, “Tabii!” dedi.”Zaten önemli olan sizin sağlığınız.”

O günden sonra olanlar oldu. Normal şartlarda hastabakıcılarının yapması gereken işler için bölüm şefi bayan bize teşrif etti. Onun zamanı olmayınca, “doktorası” olmayan Rus asıllı bir hekim bizimle ilgilendi.

Ama hastabakıcıları da bizi el üstünde gezdirdiler. Tam anlamıyla özel hasta muamelesi gördük.

İki gün sonraki ameliyatımı, bölümün genel cerrahîsinin yapması planlanmıştı. Ama başhekim hanımefendi kendisi yaptı. Hatta ameliyattan herhangi bir iz kaslmaması için bayağı uğraş verici bir yötemi uyguladı (aradaki farkı sigorta nasıl ödedi, bilmiyorum).

***

Dünyanın hiç bir ülkesinde "doktorluk" diye bir meslek yoktur. İlkokul mezunları bile bunu bilir. Ama ne yazık ki, Türkiye'de böyle bir meslek varmış gibi gösteriliyor. Bunun nedeni de, aslında, hekimlerimizdir. Yıllarca tıp eğitimi görmüş bir kişi, "hekim" ve "doktor" arasındaki farkı ne yazık ki öğrenemiyor.

Zaten düşük eğitimli olan halkımızı hekimler daha da aptallaştırıyor.

Bâzen Türk basınında, tıpla ilgili haberler okuyoruz. Haberlerden anlaşıldığı kadarıyla, tıpla ilgili uzman kurumları ve dernekleri bile, basına demeç verirken, mesleklerinden bahsederken "doktor" kavramını kullanırlar.

Daha geçenlerde bir haber okudum. Tabipler Odası'na bağlı bir hekim aynen şöyle diyor: "Domuz gribi hakkında yeterli bilgiyi Başbakan'dan değil, doktorlardan alabilirsiniz."

Ortalama bir gazete okuyanı bu tümcenin zırvalığını anlamaz. Ancak dogmalardan uzak ve bilime dayalı eğitim görmüş kişiler burdaki saçmalığı görür.

Sevgili konuklarım, yazının başında da vurguladığım gibi, ben fiziksel bir hastalık geçirince, bir "doktor"a gitmem. yalnyzca ve yalnyzca bir hekime giderim. Bu hekim tabii ki doktor da olabilir. Profesör de olabilir. Ama en önelisi hekim olmasıdır. Söz konusu hekimde doktora şartı aramam.

Gelişmiş ülkelerdeki hekimler mesleklerinden bahsederken asla "doktor" demezler. "Hekim" derler. Ama Türkiye gibi az gelişmiş ülkelerde herkes bildiğince zırvalar. Siz de bu zırvaları kayıtsız şartsız kabul etmek zorundasınız.

Zaten Türk hekimleri bu kavramları anlayamadığı için, Türk hastalar tedavi olmak için yurtdışına giderler. Bunun başka bir sebebi yoktur.

Eminim bu yazıyı okuyan bir hekim şikayette bulunacak: "Ama biz hekim deyince halk bizi anlamıyor."

Tabii anlamaz. Çünkü halk, kendisine anlatılmak isteneni anlar. Siz tıpçı olarak halkı mesleğiniz hakkında yanlış biligilendiriyorsaniz, halk sizi kesinlikle anlamaz.

***

Doktorluk bir meslek değildir. Doktorluk bir ünvandır. Bu ünvan, üniversite ve benzeri yüksek öğretim gerektiren bir çok meslek dalında elde edilebilir. Dünyanın çeşitli ülkelerinde bazı farklıklar gözükür.

Örneğin ilahiyat veya teoloji dalında bir çok ülke "doktora" vermez. Diğer yandan, bilakis az gelişmiş ülkelerde ilahiyatçıların "doktora" yapması mümkündür. Yanlış anlamadıysam, ABD'de ilahiyatçı doktor yoktur. Oysa Türkiye'de binlerce ilahiyatçı doktor vardır.

Dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde kimyacıların, eczacıların, hukçuların, biyologların, veterinelerin ve başka meslek sahiplerinin "doktora" yapması mümkündür.

Yani yalnyzca tıpçılar doktora yapmaz.

Benim iyi bir arkadaşım hukuk doktoru idi. Ama o arkadaşımın doktor olduğunu pek az kişi bilirdi. O derece mütevaziydi ki, bir ünvanın arkasına saklanmayı reddederdi. Herkes, ona, yalnyzca adıyla hitap ederdi.

Aynı mütevaziği Türk hekimleri de takınırsa, pek yakında "doktor" olmayı hakkederler.

Ama cahil halka "doktor" ile "hekim" arasındaki farkı bildirsinler.

***

Türkiye'ye gitmek istemememin nedenlerinden biri de, Türk hekimleridir. Onlara, zerre kadar güvenim yok. Tabii ki "doktorluğu" bir meslek olarak algılama zavallılıkları, binlerce nedenden, yalnyzca bir tanesidir.


Târih: 14.02.2010 | Tıklama: 434 | Bölüm: Sağlık ve Cinsellik



Bu bölümdeki tüm eklentilerim
- Florür: Boyuneğerligimizin nedeni! (17.04.2017)
- Kimi cilt hastalıkları üzerine (23.03.2017)
- Aşk dediğin, ne ola?   (29.10.2016)
- Porno filmi izlemek, sakıncalıdır!   (14.10.2016)
- Tıkanma sorununuz mu var?   (19.04.2016)
- Meryem florasyonu   (28.04.2013)
- Apandisin önemi   (17.03.2013)
- Defne Joy Foster, neden öldü?   (04.02.2011)
- Erdişinin, cinsiyeti saptanamamış!   (16.03.2010)
- Sevgili Dr. Cenk Kiper!   (10.03.2010)
- Doktor mu, hekim mi?   (14.02.2010)
- H1N1 gribine karşı önlemlerim   (08.12.2009)




Öngörülen yazılarım
Ötenaziyi yasaklamaktaki mantık
"İnsan onurunu korumak" iddiasını öne sürerek, ötenazi yasalarının çıkarılması zorlaştırılıyor. Bu tür yasaların düzenlemesini yapanlar hiç bir zaman ölüme özlem duyacak kadar hastalık geçirdiler mi?
 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.net olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çokluğu, ender dostluklarımın, kalitesini yükseltir.