"Kız istemek", insanlık suçudur.

Bir otomobil satınalmak istediğiniz zaman ne yaparsınız? Yaşadığınız yerleşim biriminde bir satıcıya gidersiniz. Bir araba beğenirsiniz. Fiyatını sorarsınız. İcabında pazarlık edersiniz. Balki fiyatını düşürme olanağını yakalarsınız.

Ya da ağda bir açıkartırım sitesine girersiniz; oradaki otomobillerden bir tane seçersiniz ve artırıma girersiniz. Ya da ağda bir otomobil pazarlamaya bakarsınız. Bir araba beğendiğiniz zaman, onu almak için gereken işlemleri yaparsınız.

****

Ya bir eş veya hayat arkadaşı satınalmak isterseniz, ne yaparsınız? Sahibine gidersiniz ve onu "istersiniz"!

****

Nişanlım güzel bir çatı katında oturuyordu. 80 metrekarelik bir saray gibiydi. Beni tek rahatsız eden yanı, yaz aylarındaki aşırı sıcaklığn etkili olmasıydı. İlginçtir ki, bizim yavuklu sıcağı çok severdi.

Dört kişi oturduk, sohbet ediyoruz: Ben, yavuklum, annesi ve erkek kardeşi. Yavuklum, annesiyle pek iyi anlaşamıyordu. Ama bir-kaç gün birbirlerinden haber almazlarsa, merakından çatlarlardı. Genelde inceden inceye birbirlerine lâf yetiştirirdiler. Ama, müstakbel kaynanam bayağı cimri biri olmasına rağmen, yavukluma sürekli maddi yardımda bulunurdu. Sözde bu yardımı torunu için yapıyordu. Tipik bir anne!

Yavuklumun kardeşi, bizim solumuzda pencerenin önünde oturuyor. Annesi de sağımızda yine pencerenin önünde. Biz de pencereyi karşımıza almış oturuyoruz. Yavuklum iskemlede oturuyor. Ben de onun iskemlesinin dayanağına otuyorum. Saçını okşuyorum.

"Anne, biz evleniyoruz," dedi yavuklum.

Annesi bana baktı. Duyduğuna inanamıyormuş gibi yaptı. "Erol! Bu kadınla evlenilmez. Sizi doğduğunuza pişman eder! Uyarması benden."

Üçümüz bakıştık. Gerçekten duyduğumuza inanamadık. Hayatında şakayı sevmeyen müstakbel kayınvalidem, gerçekten şaka yapıyordu. İnanılacak gibi değil!

Aniden bir kahkaha attık. Kayınvalidem inanılmaz bir mucize daha yarattı: Kahkahalarla gülüyordu. Hayatı boyunca pek nadide gül,mseyen bir kadın, gerçekten içtenlikle kahkaha atıyordu.

Sonra bizi evinde yemeğe davet etti. Daveti kabul ettik.

****

Uzun süre aklımdan geçirdim; müstakbel kayınvalidem Türk olsaydı, bu işler nasıl olurdu? Hiç umursamadığım sözde akrabalarımı yanıma alıp, "kız istemeye" gidecektik.

Uzunca yalakalık ve dalkavukluk sözleri edilecekti: "Nasılsınız?" - "Siz nasılsınız?" - "Eee, siz nasılsınız?" - "Efendim, siz nasılsınız?" - "Efendim, havalar da çok sıcak, değil mi?" - "Evet, havalar çok sıcak." - "Yanıyoruz yahu!"

Ondan sonra da ben dayanamayacağım ve inanılmaz bir yalakalık nezaketiyle söz alacağım: "Efendim, Âl-İlah'ın emri, Bay Gamber'in havlusuyla... ee... kavliyle malınızın... pardon, kızınızın bedenini bir ara kullanmaya talibim."

İşte o anda güzel bir dayak yerdim. Akıllı olmak kolay değil. İtaatkâr ve saygılı olmak lâzım. Değil mi?

****

Araplar'da kız çocuklarına isim verilmez. Türkiye'de yaşayanlar bunu bilmezler. Ama gerçek bu! Kadınlar mal olarak gözüktüğü için, kızlar doğduğunda onlara isim verilmez. Doğuş sıralarına göre "Birinci", "İkinci" veya "Üçüncü" olarak kayıtlara geçerler.

Bazı aileler de kız çocuklarına lâkap olarak, bilinen isimleri takarlar.

Bundan dolayı, mal alışverişi yapılır gibi, başkalarının kızı istenir. Yani "kız istemek" herhangi bir ticaretle eşdeğerdedir.

Suudiler'de kadınların bireysel yasal haklarının olmayışı bundan kaynaklanır. Bu durum İslamiyet'in kurulmasıyla başladı ve yayıldı.

Oysa Cahiliyye devrinde kadınlar ile erkekler çoğu alanda aynı haklara sahiptiler.

Bugün kadınlara lâkap olarak takılan isimler zaten Cahiliyye devrinden kalmadır. Kadınlara o lakapları takmakla, onları "Cahiliyyeli" olarak gördüklerini gösterirler.

Araplar'da Cahiliyye kavramı büyük bir aşağılama unsuru teşkil eder. (Kendi öz atalarına, sürekli hakâret eden tek millet, Araplar'dır.)

Bir mal... pardon kız istendiği zaman, kızın karar verme hakkı yoktur. Arap babalar karar verir ve kız satılır. Tabii ki mehiri de alınır. Mehir ne kadar Türkiye'de bilinen başlık parası ile karşılaştırılsa bile, yine de malın değerindeki maddi karşılığıdır.

****

Görüyoruz ki, "kız istemek", gerçekte ne anlama geldiğini bilmeden, alışkanlıklara dayalı bir davranıştır.

İnsanlar alışkanlık yaratığıdır.

Bu alışkanlığı bize Araplar dayattı. Kendi özünden uzaklaşan bir millet, zamanla iyice Araplaşma'ya göz tuttu. Bu da yetmiyormuş gibi, kendi çocuklarımızı, kardeşlerimizi ve diğer can yoldaşlarımızı bir eşya gibi, mal gibi görmemizi sağladılar.

İki insan birbirleriyle birleşmek ve hayatlarını paylaşmak istiyorsa, bu karar onların ikisine kalır. Hiç kimsenin bu karara itiraz etmeye hakkı yoktur.

Tabii ki, herkes insan olarak bu iki kişiye kendi düşüncelerini iletebilir. Onları mümkün olabilecek olumsuzluklara karşı uyarabilir. Zaten öyle olmalı. Örneğin iki tarafın birbirleri hakkında bilmedikleri bazı gerçekleri onlara aktarabilirler. Burada bile kötü niyetle değil, insan onuruna yakışır şekilde davranılmalı.

Hiç kimse bir insanı başka bir insanın kullanımına uygun görerek, "isteyemez". Hiç kimse bir insanı başka bir insana satamaz!

Buna insan ticareti denir. İnsan ticareti, insanlık suçudur!


Târih: 31.12.2009 | Tıklama: 55 | Bölüm: Bilinçbilim, Toplumbilim ve Toplumsal Evrilim



Bu bölümdeki tüm eklentilerim
- Bir kadının değeri, bedeniyle mi sınırlıdır? (23.09.2017)
- Umudumu yitirmedim! (17.06.2017)
- Büyüğe saygı mı? (28.03.2017)
- Bize, lâyık mıdırlar? (07.04.2017)
- Kadınlar, hâlâ erkeklerin kölesidir! (12.03.2017)
- Karar: Türk ulusu, topluca, us sağlıgını yitirmiştir! (10.02.2017)
- Toplumlararası algılama farklılıkları (08.01.2017)
- Beşiğinin, nerede durduğunu, unutma aslâ!   (25.12.2016)
- Karaca Türkler   (08.11.2016)
- Çapkınlar ve kaltaklar!   (31.10.2016)
- Yalnızca erkekler aldatırmış!   (26.10.2016)
- Başımız sağolsun; asâleti kaybettik!   (27.09.2016)
- Parfüm: En gereksiz buluş!   (17.03.2016)
- Günümüzdeki insanların, güzellik algılamaları   (06.11.2015)
- Çocuklarınızdan, özür dilediniz mi?   (14.08.2013)
- Sözde ahlâksız kavramlara, dahâ ahlâksız karşılıklar!   (31.03.2013)
- Erkeklerin saçları, neden kısadır?   (19.10.2012)
- Evlilik nedir? Düğün nedir?   (28.12.2011)
- Helâaal! Urfa'da, ibneliğe teşvik geliyor!   (05.02.2011)
- "Kız istemek", insanlık suçudur.   (31.12.2009)
- Kimdir o beni eleştiren!   (21.12.2009)
- Ölüleri yakmanın nedeni   (20.10.2009)
- Homoseksüel mi, değil mi?   (01.01.2008)



Öngörülen yazılarım
Ezgin bir kadının ahmakça dayatmaları!
Ezgin kadınların, belirgin erkillliği bilinçsizce yüceltmesi!
Erkekler neden etek giymez?
Etekler, kadınların yaşamını bazı durumlarda kolaylaştırır. Bazılarında da zorluklar doğurur. Peki erkekler neden etek giymez?
Türkiye'de üstün ahlâk!
Ahlâksızlık Türkiye'de neden üstün ahlâk olarak algılanıyor? Yasaların bundaki etkileri nelerdir?
Eş, karı, koca
İçinde bulunduğumuz siyasi durum, insanları yalancı, yalaka ve oportünist olmaya zorluyor. Eskilerde onur abidesi olan kavramlar günümüzde suç olarak görülüyor. Bir erkeğin karısı onun eşi midir? Bir kadının kocası onun eşi midir?
Evrim, evrilim ve evrimleşme
Evrim kuramını kavrayamayan kafaların safsatası: "Evrimcilerin iddiasına göre, insanlar maymunlardan evrimleşmiştir." Görüyorsunuz ki, her insanın beyni yeterince "evrilmemiştir"! İnsanların "maymunlardan" "evrimleştiğini" iddia edenler kesinlikle bir bilinçbilimciye başvurmalı. Zira tek bir evrimci bile böyle deli saçması bir iddiada bulunmadı.
 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.net olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çokluğu, ender dostluklarımın, kalitesini yükseltir.