Başımız sağolsun; asâleti kaybettik!

1990'lı yıllara kadar, Türki'ye'de, bir sosyete vardı. Sosyeteye, kolay-kolay herkes giremezdi. Oraya girebilmek için, görgü kurallarına, egemen olmak gerekiyordu. Öyle ki, fazla zengin olmayıp da, her tavrı, asâlet kokan hanımefenfi ve beyefendiler de, içeri alınıyordu.

Beyefendiler, hanımefendilerin önünde, hafifçe eğilir, ellerini, öper gibi yapardı. Ve birbirlerine de, 'beyefendi' ve de 'hanımefendi' diye hitâb ederlerdi. Göz kamaştıran şıklıkları, onların simgesiydi.

Sokakta yururken bile, attıkları her adımda, onları tanıyabilirdiniz. Soluma biçimlerinde bile, o asâleti görebilirdiniz.

Sofraya oturduklarında, neyin, nasıl yenileceğini-içileceğini, çok iyi bilirlerdi.

Siyâsetçiler de, ancak bu toplumlardan gelirdi; aksi durumda, görgü kurallarını, uzmanlardan aldıkları derslerde öğrenirlerdi. Hiç bir siyâsetçi, diğerine, 'sen' diye hitâb etmezdi. Hiç bir siyâsetçi, râkibini, miting alanlarında aşağılamazdı. Elbet de eleştiriler yollanırdı; ama herkes, kendisine hak bulduğu erdemi, diğerine karşı da uygulardı.

Siyâsetçiler biliyorlardı ki, onlar, toplumun önderleriydi. Bu da, örnek oluşturacak tavırlar sergilemeleri, anlamına geliyordu.

Tâ ki... 90'lı yıllarda, yozlaşmış bir toplum, çoğunluk oldu; ve ülke, yozlaşmış bir siyâsî arenaya devredildi.

Bu yeni siyâset arenasında, bağırıp-çağrışmalar, aşağılamalar ve hakâretler, doğal kabul edildi! Bir-kaç yıl sonra, başkalarını aşağılamayanlar, artık 'ezik' olarak algılanacaktı! Kim, dahâ yüksek sesle bağırırsa, o, dahâ haklı olacaktı! Kim, başkalarına, dahâ fazla söğüştürüyorsa, o, dahâ üstün kabul edilecekti!

Toplulukları, kim kahâ fazla aşağılıklaştırıyorsa, o, en doğrusunu yapacaktı!

Emâneti olan kişileri, kim aşağılıyorsa, o, dahâ çok pohpohlanacaktı.! Bir işveren, işçisine; bir başkomser, bir komsere; bir bir general, bir onbaşıya; bir memur, ekmeğini veren yurttaşa; bir kentli, bir köylüye; bir siyâsetçi, ona oy veren kişiye... ve, 'sen' diye hitâb edecekti. Ve alt konumda görünenler, üst konumda olanlara, 'siz' diye hitâb etme yükmümnde kalacaktı!

'Asâlet'le, aynı anlama gelen 'sosyete', öldü!

Artık her iğranç yaratığın, içine sokulduğu, 'yüksek sosyete' var. Bilirsiniz; günümüzde, bizde, her şey gereksizce abartılır!

Ozünde, asâletın A'sını barındırmayan bir toplum, en azından, hakkedilmeyen sözcüklerle ve kavramlarla yükseltilir!

Birisi, bir kereye değgin, gazetelerde görünse, onu, hemen 'yüksek' sosyeteye alırlar! Kişi, aşağılık ve yüz kızartıcı bir tavır sergilediği için, gazeteye çıksa, uyguladığı aşağılık ve yüz kızartıcı tavır, önemli değildir; artık o, 'yüksek' sosyetededir!

Zenginler, oturup-kalmasını beceremiyorlar; güçsüz ve zayıf insanları rürekli aşağılıyor; görgü kuralları bir yana, iki sözcükten, bir tümce kuramıyorlar; yaşadıkları ve paralarını kazanmalarına, neden olan ülkeyi aşağılayıp, yabancı ürünlere yönelirler; sabâhleyin, kahvaltı hapabilmelerine, neden olan köylülere, tepeden aşağı bakarlar; önemi yok! Onlar, 'çok yüksek' sosyetededirler!

Orman kaçkını orangutanlar gibi giyinirler; orman kaçkını şempanzeler gibi konuşurlar; orman kaçkınları gibi, gürültü yaparlar; orman kaçkınları gibi, kural tanımazlar; parayı, her şeyden üstün görürler; insan erdemini, yok sayarlar...!

"Ananı da al-git, lan!" derler; alkışlarız; başımızın tâcı yaparız!

"Nâçizâne kulunuz..." ya da, "Efendim..." diye başlayanlara, "Yuuuh!" çekeriz!

Sosyeteyi kaybettik; yetim ve öksüz kaldık.

Asâleti kaybettik; başımız sağolsun!


Benzer konu: "Hitâbet"


Târih: 27.09.2016 | Tıklama: {views} | Bölüm: Bilinçbilim, Toplumbilim ve Toplumsal Evrilim



Bu bölümdeki tüm eklentilerim
- Bir kadının değeri, bedeniyle mi sınırlıdır? (23.09.2017)
- Umudumu yitirmedim! (17.06.2017)
- Büyüğe saygı mı? (28.03.2017)
- Bize, lâyık mıdırlar? (07.04.2017)
- Kadınlar, hâlâ erkeklerin kölesidir! (12.03.2017)
- Karar: Türk ulusu, topluca, us sağlıgını yitirmiştir! (10.02.2017)
- Toplumlararası algılama farklılıkları (08.01.2017)
- Beşiğinin, nerede durduğunu, unutma aslâ!   (25.12.2016)
- Karaca Türkler   (08.11.2016)
- Çapkınlar ve kaltaklar!   (31.10.2016)
- Yalnızca erkekler aldatırmış!   (26.10.2016)
- Başımız sağolsun; asâleti kaybettik!   (27.09.2016)
- Parfüm: En gereksiz buluş!   (17.03.2016)
- Günümüzdeki insanların, güzellik algılamaları   (06.11.2015)
- Çocuklarınızdan, özür dilediniz mi?   (14.08.2013)
- Sözde ahlâksız kavramlara, dahâ ahlâksız karşılıklar!   (31.03.2013)
- Erkeklerin saçları, neden kısadır?   (19.10.2012)
- Evlilik nedir? Düğün nedir?   (28.12.2011)
- Helâaal! Urfa'da, ibneliğe teşvik geliyor!   (05.02.2011)
- "Kız istemek", insanlık suçudur.   (31.12.2009)
- Kimdir o beni eleştiren!   (21.12.2009)
- Ölüleri yakmanın nedeni   (20.10.2009)
- Homoseksüel mi, değil mi?   (01.01.2008)

Content Management Powered by CuteNews


Öngörülen yazılarım
Ezgin bir kadının ahmakça dayatmaları!
Ezgin kadınların, belirgin erkillliği bilinçsizce yüceltmesi!
Erkekler neden etek giymez?
Etekler, kadınların yaşamını bazı durumlarda kolaylaştırır. Bazılarında da zorluklar doğurur. Peki erkekler neden etek giymez?
Türkiye'de üstün ahlâk!
Ahlâksızlık Türkiye'de neden üstün ahlâk olarak algılanıyor? Yasaların bundaki etkileri nelerdir?
Eş, karı, koca
İçinde bulunduğumuz siyasi durum, insanları yalancı, yalaka ve oportünist olmaya zorluyor. Eskilerde onur abidesi olan kavramlar günümüzde suç olarak görülüyor. Bir erkeğin karısı onun eşi midir? Bir kadının kocası onun eşi midir?
Evrim, evrilim ve evrimleşme
Evrim kuramını kavrayamayan kafaların safsatası: "Evrimcilerin iddiasına göre, insanlar maymunlardan evrimleşmiştir." Görüyorsunuz ki, her insanın beyni yeterince "evrilmemiştir"! İnsanların "maymunlardan" "evrimleştiğini" iddia edenler kesinlikle bir bilinçbilimciye başvurmalı. Zira tek bir evrimci bile böyle deli saçması bir iddiada bulunmadı.
 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.net olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çokluğu, ender dostluklarımın, kalitesini yükseltir.