Bize, lâyık mıdırlar?

Türkiye'de, yaygın bir algı var: Onlar, bize, lâyık mıdır?

Öncelikle, şunu vurgulayayım; davul, gerçekten de dengi-dengine çalar! İki kişi arasında, gelir farkı uçurumu varsa, onların arasında, derinlemesine bir gönül bağı kurulamaz. İki kişi, eğitim ya da bilgelik bakımından, çok farklı ise, orada da, gönül bağı düşünülemez. Dünyâ görüşleri, tümüyle kaşıt iki kişi, bir-birlerinden uzak durmalı!

Bir de, önemsenebilcek toplumsal değerleri olmayan kişiler var. Bu kişiler, eğitimsizlikten ötürü, kendilerini, evrenin ekseni kabul ederler; sanki evrendeki tüm değerler, onlardan sorulurmuş!

İşte, "Acabâ onlar, bize lâyık mı?" sorusu, çoğunlukla, hiç de önemsenmeyecek toplumlarda yöneltilir. Bu kitleler, eğtimsizliklerinden ötürü, kendilerini, evrenin kökvarlığı olarak görürler; katı biçimde, önemserler âciz varlıklarını.

Sanırlar ki, kendilerinden dahâ üstün varlıklar bulunmaz! Onların dünyâ görüşleri, vazgeçilmezdir!

İşte bu kişilere, gerçeğin, öyle olamayacağını kanıtlamak için, kimi kez, yalnızca onların dilinden konuşmak gerekiyor; kendilerinin de, son derece nâçiz olduklarını, anlamaları için, onların anlayabileceği, hiciv yollarına başvurmak gerekir.

Sizlere, güzel bir örneğini sunacağım.

Bizim Kadem Abi'yi (Kadem Sürül), çoğunuz tanımaz.

Onu, gerçekten de çok severim; karşılık beklemeksizin ve gönülden!

1990'lı yılların başlarında, bir sohbet sırasında, şöyle buyurdu: "Erol! Cemiyete git; insanlar arasına karış; kültür öğren."

Sanırsınız ki, onun içinde bulunduğu toplum, son derece uygar bir kitle imiş!

O döneme kadar, yaşamın ve bilimin her alanından, en az 4,000 (dörtbin) kitap okumuştum; elbet de gazete, dergi, okul eğtimi falan, hepsi, bunların dışında.

Ama bir kitap görse, bir odun yongası olduğunu, sanabilecek bir kişi, bana, kültür öğrenmemi öneriyor; hem de, nasıl bir kültür!

Günün birinde, nasıl olduysa, cemiyete (aslında kahvehâne) gittim. Cemiyet ahâlisi, beni görünce, mırıldanmaya başladılar: "Bu İtalyan, burada ne yapıyor?"

Neyse; bir-kaç kişi ile tanıştım; sohbetler ettik....

Bir süre süre sonra, yine uğradım. Yine dahâ sonrasında, yine uğradım. Bu uğrayışlarım, her gün biraz dahâ sıklaştı.

Günün birinde, baktım ki, her gün oradaymışım!

Bir de, hiç alışık olömadığım, bir iletişim tarzını gördüm; söğüşler, küfürler, sokuşturmacalar, sıkıştırmacalar, ibnevârî iletişim.... Neleeer, neler!

Günün birinde, yine Kadem Abi ile, bir sohbetteydik. Sohbet, sohbet; derken...

Bir ara, "Sokarım, ha!" dedim. Dışa vurmasam bile, içimden, kıs-kıs gülüyordum!

Kadem Abi'nin yüzü, görmeye değerdi! İki sâniye sonra söyleyeceği sözcükleri, önceki iki sâniye boyunca, yüzünde, bire-bir okuyabilirdiniz. Bir gülümsemenin eşliğinde, şaşkınlıklar içerisindeydi; kızgın değildi.

"Erol? Sen, böyle değildin; ne oldu sana böyle?"

Bu kez, tatlı-tatlı güldüm. "Ama, Kadem Abi! Sen, demedin mi ki; 'Erol! Cemiyete git; insanlar arsına karış; kültür öğren!' İşte ben de, cemiyete gittim; insanların arasına girdim; kültür öğrendim."

Kadem Abı, bu kez birazcık kızgın bir sesle, "Ben, sana, 'İnsanlar arsına karış,' dedim; 'Hayvanlar arasına karış!' demedim!" diye kükredi!


Târih: 07.04.2017 | Tıklama: 319 | Bölüm: Bilinçbilim, Toplumbilim ve Toplumsal Evrilim



Bu bölümdeki tüm eklentilerim
- Bir kadının değeri, bedeniyle mi sınırlıdır? (23.09.2017)
- Umudumu yitirmedim! (17.06.2017)
- Büyüğe saygı mı? (28.03.2017)
- Bize, lâyık mıdırlar? (07.04.2017)
- Kadınlar, hâlâ erkeklerin kölesidir! (12.03.2017)
- Karar: Türk ulusu, topluca, us sağlıgını yitirmiştir! (10.02.2017)
- Toplumlararası algılama farklılıkları (08.01.2017)
- Beşiğinin, nerede durduğunu, unutma aslâ!   (25.12.2016)
- Karaca Türkler   (08.11.2016)
- Çapkınlar ve kaltaklar!   (31.10.2016)
- Yalnızca erkekler aldatırmış!   (26.10.2016)
- Başımız sağolsun; asâleti kaybettik!   (27.09.2016)
- Parfüm: En gereksiz buluş!   (17.03.2016)
- Günümüzdeki insanların, güzellik algılamaları   (06.11.2015)
- Çocuklarınızdan, özür dilediniz mi?   (14.08.2013)
- Sözde ahlâksız kavramlara, dahâ ahlâksız karşılıklar!   (31.03.2013)
- Erkeklerin saçları, neden kısadır?   (19.10.2012)
- Evlilik nedir? Düğün nedir?   (28.12.2011)
- Helâaal! Urfa'da, ibneliğe teşvik geliyor!   (05.02.2011)
- "Kız istemek", insanlık suçudur.   (31.12.2009)
- Kimdir o beni eleştiren!   (21.12.2009)
- Ölüleri yakmanın nedeni   (20.10.2009)
- Homoseksüel mi, değil mi?   (01.01.2008)



Öngörülen yazılarım
Ezgin bir kadının ahmakça dayatmaları!
Ezgin kadınların, belirgin erkillliği bilinçsizce yüceltmesi!
Erkekler neden etek giymez?
Etekler, kadınların yaşamını bazı durumlarda kolaylaştırır. Bazılarında da zorluklar doğurur. Peki erkekler neden etek giymez?
Türkiye'de üstün ahlâk!
Ahlâksızlık Türkiye'de neden üstün ahlâk olarak algılanıyor? Yasaların bundaki etkileri nelerdir?
Eş, karı, koca
İçinde bulunduğumuz siyasi durum, insanları yalancı, yalaka ve oportünist olmaya zorluyor. Eskilerde onur abidesi olan kavramlar günümüzde suç olarak görülüyor. Bir erkeğin karısı onun eşi midir? Bir kadının kocası onun eşi midir?
Evrim, evrilim ve evrimleşme
Evrim kuramını kavrayamayan kafaların safsatası: "Evrimcilerin iddiasına göre, insanlar maymunlardan evrimleşmiştir." Görüyorsunuz ki, her insanın beyni yeterince "evrilmemiştir"! İnsanların "maymunlardan" "evrimleştiğini" iddia edenler kesinlikle bir bilinçbilimciye başvurmalı. Zira tek bir evrimci bile böyle deli saçması bir iddiada bulunmadı.
 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.net olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çokluğu, ender dostluklarımın, kalitesini yükseltir.