Kısa çizgi kullanımından örnekler

Aşağıda, kısa çizginin kullanım alanlarından bir-kaç örnek verdim. Yetersiz kısımlarda, sonraları eklemeler yapacağım.


Târih: 17.02.2015 | Tıklama: {views} | Bölüm: Güzel Türkçe'miz
Kısa çizgi kullanımından örnekler

Aşağıda, kısa çizginin kullanım alanlarından bir-kaç örnek verdim. Yetersiz kısımlarda, sonraları eklemeler yapacağım.

- Önüm-arkam, sağım-solum ebe; saklanmayan, sobe!

- Alma mazlûmun âhını; çıkar âheste-âheste!

- Yıllar boyu, evsiz-barkız yaşadı.

- Biz de, az-çok mürekkkep yaladık.

- Sen, çek-yatta uzanırsın.

- Kanlı-bıçaklı olmuşlardı!

- İyisiyle-kötüsüyle, bir yaşam düzeni kurduk.

- Topla ıvır-zıvırını ve defol-git burdan!

- Tonton amcanın, yüzünün her yeri, buruş-buruş, kırış-kırıştı.

- Uçan kuşlar-martılar, yeşil-tatlı bir bahâr; orda, şen-şakrak sevdâlılar vardı.

- Sanıkların, üç kişiyi, denize atarak-boğudukları öne sürülüyor.

- Ben, ardında, enkaz bırakarak, defolup-giden kişilerden deyilim.

- Ben, ardında, enkaz bırakarak-kaybolan kişilerden deyilim.

- Onlar, ellerindeki kitabı, anlayarak-okumuşlar.

- Ben, özü-sözü bir, içi-dışı bir olan bir insanım.

- Tepe-tepe kullanın!

- Benim, içim-dışım bir; özüm-sözüm bir.

- Havadan-sudan, sohbet ediyorduk.

- Ivır-zıvır işlerle uğraşma!

- Bu kış-kıyamette, nasıl dışarı salınılır?

- Annem, alış-verişe gitti.

- O, olsa-olsa, ruh hastası olur!

- Efendice, Yusuf-Yusuf sıvışacağız!

- "Kurtuluş Savaşı" dediğiniz şey, aslında, bir "bölük-pörçük kargaşası"dir.

- Kurda-kuşa, yem olacağız.

- Sular-seller gibi, deli-divâne oldum.

- Her cumartesi-pazar, sizi görmeye geleceğim.

- Senin, en azından, iyi-kötü bir sevgilin var.

- Kap-kaç ile gasp, aynı şey değildir.

- Rüyâlı-hülyâlı gözlerin var.

- Sürekli zırt-pırt geliyorsun!

- Cebimize, üç-beş bi şey girer.

- Nihâyetinde, sizin de işiniz-gücünüz var.

- Soldu mu neşen-hevesin; beklerim, gelmez sesin.

- Sen, kendi dalga-dümemine bak.

- Yöneticileriniz hakkında, ileri-geri konuşmanızı istemiyorum!

- Karı-koca, abi-kardeş arasında, böyle şeyler olur!

- Güle-güle!

- Çık-git burdan!

- Artık çek-git!

- Uyduruk gerekçelerle, patronunun, seni, kapı-dışarı ettiğini düşün; allak-bullak olmaz mısın?

- Öylesine cümbür-cemaat, üzerime geldiler ki, oracıkta dondum-kaldım!

- Masanın üstüne, cicili-bicili bir örtü serilmişti.

- Anlatılana göre, o, falan-filânın akrabâsı imiş.

- İmik-mimik türünden işlerle meşgûlmüş.

- Bankta yatan adamın, saçı-sakalı, bir-birine karışmıştı.

- Gez-toz, eğlen; hiç kimseye, hesâb vermen gerekmez!

- Oldum-olası, bu ezbercilikten tiksinmişimdir!

- Başkaları, ne derse-desin; o, benim olacak!

- Ne içersen-iç; ne yersen-ye; dozunu kaçırma!

- Başladık sohbete filân; derken; râkiplerimizi, yerden-yere vurduk!

- Başlarım şimdi senin arkadaşlığına-dostluğuğuna!

- Sürekli esneyen askere-polise, güvenilir mi?

- Yüzdük-yüzdük; kuyruğuna geldik.

- Samur-samur saçlarınla, kalem-kalem kaşlarınla, çıldırtan bakışlarınla, alev-alev yakıyorsun!

- İlkbahâr-yaz, mevsim-mevsim, bir-kaç mektup, bir-kaç resim; yıllar geçse, o bir isim, unutulmaz, unutulmaz.

- Hır-gür çıkarmayın!

- Şimdi afra-tafranın, sırası değil!

- Bir-çok kez, ölüp-ölüp-dirildi.

- İki-üç kez görüştük diye, dost-ahbap mıyız sanki?

- Doktor, her şeyi bana, bir-bir, bir-bir anlattı.

- O kadın, sana, kör-kütük sevdâlı.

- Gidiyorum gündüz-gece.

- Bu duruma, el-âlem ne der!

- Onun, okuma-yazması bile yok.

- El-etek öpmek, hiç kimseyi yüceltmez!

- Sık-sık uğra bana.

- Gittiğimiz-gördüğümüz her yerde, birşeyler öğrendik.

- Lan, bas-git!

- her ayrıntıyı, bir-bir anlattı.

- Yanlışlar yapa-yapa, büyüyecekler.

- Zavallıcağız, alev-alev yanıyordu.

- Pırıl-pırıl çocuklar yetiştirdi.

- Hopörlatörlerden, bangır-bangır haykırarak, propaganda yapıyorlar.

- Anlayana, sivrisinek saz; anlamayana, davul-zurna az.

- 'Siz'li-'biz'li konuşmayalım.

- Allah-Allah!

- İleri-geri konuşma!

- Onların yaşamı, güllük-gülistanlık sanırsın!

- Çarşı-pazar gezdik; çer-çöp bile bulamadık!

- Olay yerini, köşe-bucak taradık.

- Karı-koca arasına girilmezmiş!

- Anne-baba olmak, o kadar kolay mı ki!

- Onlar da, senin-benim gibi insanlar.

- Taş-toprak fındık bahçelerinde büyüdüm.

- Benimle yap-boza var mısın?

- Saatler, bitmek-tükenmek bilmiyor!

- Sen, aklını, peynir-ekmekle mi yedin!

- Bu sabâh, apar-topar gittin.

- Onu yenebiliyorsam, seni, haydi-haydi yenerim!

- Genç kadın, yatağında, sıçrayarak-doğruldu.

- Dik yamaçlardan, yuvarlanarak-düştü.

- Dili yanmış olan, yoğurdu, üfleyerek-kaşıklar.

- Sermâyemiz, son yıllarda, sürekli katlanarak-arttı.

- Küçük çocuk, zıplayıp-hopluyordu.

- Öpüşüp-koklaşmaktan, kim usanır?

- Kimsenin, bana dönüp-baktığı yok, efendim.

- Ben, yaşadıkça-batıyorum; yaşadıkça, batıyorum ben, yahu!

- Araplar, kendi dillerindeki Kuran'ı, okuyup-anlayamıyor; Türkler, yabancı bir dildeki kitabı, okumaksızın anlayabiliyor!

- Evlât acısı neymiş; çek-gör!

- Her ne olursa-olsun; bu suç affedilmez!

- Yönetime, kim gelirse-gelsin; yeter ki, hak yemesin!

- Kadının, kaba-saba bir bedeni vardı.

- İkinizden de bıktım-usandım!

- Sürekli olur-olmaz konuşuyor, abuk-sabuk düşünceler yürütüyor!

- Kendisi, sürekli saçma-sapan girişimler ardında!

- Hakkâri-Edirne arası yol, bir ömür tüketir!

- Tankut-Aysun aşkı, dillere destan.

- Ali-Cengiz işleriyle uğraşmayalım!

- Topu-topu, baş-başa bir yemek yiyeceğiz; aklını-fikrini, gam düşüncelerden arındır.

- Eninde-sonunda, seninle buluşacağım.

- Ninemin o güzel yüzü, buruş-buruş, kırış-kırıştı.

- Sen de, çık dışarı; gez-toz; bir şeyler yap.

- Gelen-gelene; bir tek o gelmedi.

- Ben, gelir-yaparım.

- Nerde kaldımsa-kaldım; kime ne!

- Ne haltlar ettimse-ettim!

- İyi ya; git-getir.

- Doğanın verdiği beyni, kullanmaya başlar-başlamaz, günahkâr oluyor insan.

- "Ulan mendebur! Yemedin-içmedin; birktirdin! Gezmedin-tozmadın; biriktirdin! Gülmedin-eğlenmedin; biriktirdin! Şimdi de yat orda tembel-tembel; mirâsyedilerin, o biriktirdiğin paracıklarını, çatır-çatır harcıyorlar! Tüh senin kalıbına! Rezil herif!" (Babamın mezarına ilk ve son kez gittiğimde, ona karşı yürüttüğüm bir monolog.)

- Virüsler, bölünerek-çoğalır.

- Bir Müslüman'ın, nasıl davranması gerektiği, Kuran'da, vurgulanarak-belirtilmiştir.

- Bunlar, böyledir; sürekli didişip-dururlar; ama pek de içli-dışlıdırlar.

- Sırtımdaki yük, gittikçe-ağırlaşıyor.

- O, beni, bir bahâr akşamı terkedip-gitti.

- Ne yaparsan-yap; adam olmaz senden!

- Gittim; onu, aldım-getirdim.

- Uzlaş-uzlaşabileceksen geçmişinle.

- Önce iyileş; sonra, bavulunu toplar-gidersin.

- Gel-gör ki, onlar, içli-dışlı olunabilecek kişiler değiller.

- Pardon; ben, bir şeyler alıp-geleyim.

- Kendi-kendine, gelin-güveğ oluyorsun!


Not: Her biri çift veya dahâ fazla sözcükten oluşan iki değişik kavramı sıralamak için, virgül kullanmak, dahâ sağlıklı olur. Çünkü yanlış anlama, sözkonusu olablir.


Örnek:

- Beni, nasıl olur da, iki arada, bir derede bırakırsınız?

- Sen de geri zekâlı, geri zekâlı hareketler yapma!

- İslâm, iyi insan, kötü insan ayrımı yapmaz..

- El bebek, gül bebek; nazlayarak-büyütüldü.


Târih: 17.02.2015 | Tıklama: {views} | Bölüm: Güzel Türkçe'miz



Bu bölümdeki tüm yazıılarım
- Saçma-sapan kavramlar! (14.11.2017)
- Noktalı virgülün, kullanım alanları (26.10.2017)
- 'Hiç' mi, yoksa 'hiç' mi? Yoksa 'hiç' mi? (08.06.2017)
- Ad eşliğinde eylemler (01.05.2017)
- Kâfiyesiz şiîr mi olurmuş? (18.04.2017)
- Sayısal ile ölçeksel vurgulamalarda ve kanımsamalarda, kısa çizgi (02.01.2017)
- 'Kadın doğum' nedir? (17.11.2016 )
- TDK memurları, iyice zıvanadan çıkmış! (15.11.2016)
- Yumuşatılmayan sert sessizler (03.05.2016)
- Þiirlerimizdeki anlamsızlıklar (01.10.2015)
- Kısa çizgi kullanımından örnekler (17.02.2015)
Yazım kurallarının önemi (23.08.2013)
Türk Rezâlet Kurumu! (12.08.2013)
Bağlaçtan önce noktalı virgül ya da nokta (26.05.2013)
Apalca deyimler ve atasözleri (16.04.2013)
Yutulmuş "H" harfleri! (11.03.2013)
Content Management Powered by CuteNews

 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.net olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çokluğu, ender dostluklarımın kalitesini yükseltir.