Saçma-sapan kavramlar!

Şimdilik, içimden geçen örnekleri, buraya aktarayım; dahâ sonra, yine bir şeyler ekleyebilirim.

***

Selâm söylemek

Birisi, diğerine diyor ki: "Aktan'a, selâmımı söyle."

Bu durumda, bu ricâyı alan kişi, ne yapması gerekiyor?

Gittiği yerde; hoş-beş, derken; ayağa kalar; açık elini, havaya kaldırarak, "Selâm!" der.

"Anlamadım?"

"Kutluğ dedi ki, sana, 'Selâm!' söyleyeyim.

"O, başka bir şey demek istemiştir."

"Ama benden, sana, 'Selâm!' söylememi istedi."

"Anladım; anladım."

Peki, neyi anladı? Aslında, anladığını sandı.

Oysa birinci kişi, "Ona, selâmlarımı ilet," demesi gerekirdi. Ya da: "Ona, esenliklerimi ilet,"

İkinci kişi ise, üçüncüye, "Kutluğ, sana, esenliklerini gönderdi," demeliydi

Üçüncünün yanıtı: "Sağolsun." Ya da: "Teşekkür ederim."

***

Soru sormak

Bir düşünün... İngilizce konuşuyorsunuz; 'ask an ask' gibisinden bir kavram, kullanır mısınız? Pek akıllıca olmaz, değil mi?

Ya da, Almanca konuşuyorsunuz; 'eine Frage fragen' gibi bir kavramı, kullanır mısınız? Sanmam.

Peki; Türkçe konuştuğunuzda, neden 'soru soruyorsunuz'?

Doğrusu, 'soru yöneltmek' ya da 'soru iletmek'tir. Ama Türkçe'de, kimi farklılıklar yapıyoruz.

Karşınızdaki kişiye, bir 'soru yöneltilir'. Şöyle: "Size, bir soru yöneltebilir miyim?"

Bulunduğunuz ortamda bulunmayan bir kişiye, 'soru iletilir'. Örnek: "Altan Bey'e, şu soruyu iletin..."

Diğer yandan, 'bir şey sormak', yanlış değildir; ama kullanımı, en-aza indirilmelidir.

Yineliyorum: Aslâ, "Sana, 'bir soru sorabilir miyim'?" türünden tümceler kurmayın.

***

Cinsel tercih

Bu kavramı, çoğunlukla, varoşlardan gelen kişiler kullanır. Hattâ, bu 'tercih' sözcüğünün, Özürkçesi'ni ('cinsel yeğleme') kullanarak, sözde, bilimsellik katmaya çalışan zavallılar da vardır.

Siz, bir otağ arıyorsunuz. Bir taşınmaz şirketine uğruyorsunuz. Size, çeşitli olanaklar sunuluyor. Vw size soruluyor: "Hangisini, tercih edersiniz?" (Hangisini yeğlersiniz?)

Burada, size, bir seçenek sunuluyor.

Oysa cinsellikte, yalnızca eş seçiminde, bir seçeneğiniz olabilir.

Burada, câhillerimizin, aktarmak istedikleri konu, 'cinsel yönelim'dir.

Bir cinsel yönelim, 'tercih' ya da 'yeğleme' değildir.

Hiç bir insan, genetik özvarlığının dışına çıkamaz.

Çok kaba bir görüşle, üç tür 'cinsel yönelim' vardır: Heteroseksüellik ('tekyönelim'), biseksüellik ('çiftyönelim') ve homoseksüellik ('eşcinsellik').

Akıl sağlığı, yerinde olan tek bir insan bile, cinsel yönelimini 'seçemez'; yâni 'yeğleyemez' ya da 'tercih edemez'!

Yani:

- "Ayol, bugün ibne takılacağım..."
- "Çekilin, lan! Bugün kadınlara yöneleceğim!"
- "Oh be! Şimdi de, hem bir kadınla, hem de, bir erkekle sevişeceğim."

Eğer sıradan insanların, bu üç örneğin uygulanabileceğini sanıyorsanız; eğitiminizi, sıfırdan başlamanız gerekmektedir. Bu örnekler, ancak biseksüel insanlar için geçerlidir.

Hiç bir insan, cinsel eğilimini, 'tercih'e-'yeğleme'ye bağlayamaz.

Bir de 'eğilimler' var...

Cinsel eğilimlerin, cinsel yönelimle, çok az bağlantısı vardır. Özgür olan her insanın, yaşam deneymleri ya da genetik yapıları doğrultusunda, eğilimleri de vardır.

Örneğin, erkil ve ezgin insanlar vardır. Ya da, toplu cimâdan hoşlananlar vardır. Ya da, sadizm ve mazoşizm eğilimli insanlar vardır. Ya da, deri ya da lateks giyerek, sevişmeyi isteyenler vardır.

Eğilimlerde, sınır yoktur; neredeyse her bireyin, kendine özel ve özgü eğilim(ler)i vardır.

***

Evrimleşmek

Evrilimi olanaksız olan unsurların, evrilime geçişini tanımlayan eyleme, 'evrimleşmek' denir. Buna göre, 'evrimleşmek' eyleminin, kullanım alanı yoktur. Felsefî açıdan bile, böyle bir olasılık bulunmuyor.

Burada, geçerli olan eylem, 'evrilmek'tir. Çünkü evrendeki tüm unsurlar evrilirler.

Ne yazık ki, çevresel alışkanlıklardan ötürü, 'evrimleşmek' gibi, saçma-sapan bir kavramı, kullanan biliminsanlareımız bile var. Bu da gösteriyor ki, toplumumuz, alışkanlıkllar üzerine, düşünce yürütür.

Çok yazık!

***

Alkol kullanmak

'Alkol kullanmak' kavramı, ancak, metilalkol sözkonusu olunca, uygulanılır. Metilalkol de, evlerdeki temizlik işlerinde, tıbbî sterilizasyon alanlarında ve üretimevlerinde (fabrika vs.) kullanılır.

Yâni sözkonusu, 'hijyen' ise, 'alkol kullanılır'.

Sözkonusu, etilalkol olunca, 'alkol kullanmak' kavramı, saçmalığın daniskasıdır! Örneğin trafiğe çıkacaksanız, alkolün etkilerini, gözönünde bulundurarak, 'alkol almak' kavramını kullanabiliriz. Bunun dışında, sözkonusu, etil alkol olunca, 'alkol tüketmek' kavramı doğrudur.

Sözkonusu, besin maddesi ise, 'alkol tüketmek', 'alkol içmek' ya da 'alkollü içecek içmek' eylemlerinden birini seçmek, en doğrusu olur.

***

(Birisini) geçirmek

Ne kaba! Hangi yüzyılda yaşıyoruz?

'Birisini uğurlamak' varken, 'birisini geçirmek' de, nereden çıktı!

Hattâ sözkonusu, üçüncü bir kişi ise, 'kapıya kadar eşlik etmek' de denilebilir. Şöyle, "Oğlum? Arkadaşına, kapıya kadar eşlil eder misin?"

Kahvehâne tutkunları, 'geçirmek' eylemini duyduklarında, sırıtmaya başlarlar.

***

Mafya

Mafiya, İtalya'nın Siçilya adası üzerinde kurulmuş, kuşkulara neden olan bir örgüttür. Bu örgüt, kuruluş adlarının, yanlış algılatılması nedeniyle, adını, 'Cosa Nostra' ('Hedefimiz' ya da 'Ufkumuz' ya da 'Amacımız') olarak değiştirdi.

Bu örgütün, bir suç örgütü olduğu, sürekli savlanmıştır. Bu nedenle, örgüt, adını değiştirmiştir.

O örgüt üzerine, yalnızca şu kadarını söyleyebilirim; İtalya'daki arsa fiyatlarının, en yüksek olanları, Siçilya adasındadır; ve insanlar, Siçilya'da, bir arsa alabilmek için, kuyrukta bekliyorlar!

Bizim eğitimsiz ve budala insanlarımız, sözkonusu, 'çete' ya da 'suç örgütü' olduğunda, 'mafya' kavramını kullanırlar!

Ve 'çete elebaşı'larına da, 'mafya babası' diyorlar!

Us, her beyinde bulunmaz!

***

Aşk yaşamak

Bir insanın beyni, nereye kadar çürüyebilir! Bir beyin, çürümeye başladığı ânda, işlevsizleşir; insan ölür!

Ne iğrenç bir kavram!

'Aşk yaşamak' türünden bir kavramı, içsevleştiren bir beyin, sağlıklı bir beyin midir!

Bizim ilkel ve bağnaz kafalı insanlarımız, 'sevgili' anlamında, 'dost' sözcüğünü kullanırlar! 'Dost' nire; 'sevgili' nire!

Ama insanlar ilkelleşirken, beyinleri de işlevsizleşiyor; insanlararası ilişkileri de, ilkelleşip-işlevsizleşiyor!

Dirceğizlerim! Ona, 'aşk yaşamak' değil, 'birlikte olmak' denir!

Sözcük dağarcığınız, sizin zekâ ve eğitim düzeyinizi yansıtır!




Târih: 14.11.2017 | Tıklama: 4 | Bölüm: Güzel Türkçe'miz



Bu bölümde, tüm yazılarım
- Saçma-sapan kavramlar! (14.11.2017)
- Noktali virgülün, kullanım alanları (26.10.2017)
- 'Hiç' mi, yoksa 'hiç' mi? Yoksa 'hiç' mi? (08.06.2017)
- Ad eşliğinde eylemler (01.05.2017)
- Kâfiyesiz şiîr mi olurmuş? (18.04.2017)
- Sayısal ile ölçeksel vurgulamalarda ve kanımsamalarda, kısa çizgi (02.01.2017)
- 'Kadın doğum' nedir? (17.11.2016 )
- TDK memurları, iyice zıvanadan çıkmış! (15.11.2016)
- Yumuşatılmayan sert sessizler (03.05.2016)
- Şiirlerimizdeki anlamsızlıklar (01.10.2015)
- Kısa çizgi kullanımından örnekler (17.02.2015)
Yazım kurallarının önemi (23.08.2013)
Türk Rezâlet Kurumu! (12.08.2013)
Bağlaçtan önce noktalı virgül ya da nokta (26.05.2013)
Apalca deyimler ve atasözleri (16.04.2013)
Yutulmuş "H" harfleri! (11.03.2013)



Öngörülen kimi yazılarım
Saçma-sapan kavramlar!
Güncel ve günlük dilimizde, o kadar yersiz ve saçma kavramlar kullanıyoruz ki, üzerine düşünce, delirmemek, elde değil!
 
 
2005 © Erol Sürül | erol-surul(at)alazli(dot)net
Ağbağımın, tüm hakları saklıdır.   |   Bu ağbağ, www.alazli.org olanaklarıyyla sağlanmıştır.
Impressum | Copyright | Telif   |   Ağbağ Yönelgesi
Güldürü  |  Ağ bağlantıları  |  Sözlüğüm
Düşmanlarımın çoğulluğu, nâdir dostluklarımın, kalitesini yükseltir.